Bir korku girmeyiversin insanın içine yoksa!... Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Mela Nureddin YEKTA

Mela Nureddin YEKTA
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2013-06-12 - 00:00 - Bu yaziyi 863 kişi okudu.
Yazar: Mela Nureddin YEKTA
E-mail: mn.yekta@batmanliyiz.biz
Yazarın: Tüm Yazıları

Bir korku girmeyiversin insanın içine yoksa!...



Bir korku girmeyiversin insanın içine yoksa!...
Korku nedir diye hiç kendimizden sorduk mu şimdiye kadar acaba? İnsanlar neden korkuyorlar ve niçin korkuyorlar? Yüce Allah Kuran-ı Kerim’in birçok yerinde korkudan ve ümitten bahsetmektedir. Demekki insan hayatında korku ve ümidin çok büyük bir yeri vardır. Esas korkulması gereken tek bir şey var, o da Yüce Allah’tır ama günümüzün insanlarının çoĝu Allah’tan deĝilde, dünya hayatıyla baĝlantılı şeylerden korkmaktadırlar.

 
Herkesin korkusu fark olduĝu gibi korkulan şeyler de farklı farklıdır. Kimisi sevgilim elimden gider diye korkuyor, kimisi ailem elden gidiyor, kimisi makamım elden gidiyor, kimisi devletim elimden gidiyor diye korkuyorlar, kimisi de sahtekarklarım ortaya çıkar, zülmettiklerim ortaya çıkar benden hesap sorarlar diye korkuyor. Misalleri çoĝaltabiliriz ancak bu kadarı yeter diye düşünüyorum.  
Korkuyla ümit bir arada olursa insan daha huzurlu olur, hiç olmazsa korkulan başına gelse  bile bir sonraki hayatı döneminde ümit ettiĝi şeyler olmalı. Bir mazlum ölümden korkarsa da ölümden sonra kavuşaçaĝı güzel şeyler ümit ediyor, ya bir zalimin ne ümidi olabilirki?  O zaman herkeste korku vardır desekte, zalimler daha çok korkarlar. Çünkü zülmün sonunun olmadıĝını onlar da biliyor, enazından kendilerinden önceki zalimlerin akibetlerini okumuş, dinlemişlerdir. O yüzden zalimlerde ümitsiz korku çok beterdir. Bir girmeyiversin içine insanın, yoksa insanı perişan eder, insanı yakar öldürür. İnsanı insanlıktan çıkarır bazen, o yüzdendirki zalimler ecellerinin yaklaştıĝını hissetiklerinde daha çok barbar, daha çok saldırgan, daha çok acımasız, daha çok insani duygulardan mahrum olur, adeta kudururlar, hatta kuduz mikrobunu almadan bile. Saĝa sola tehditler savururlar, küfrederler, normalde bir insanın aĝzına alamadıĝı küfürleri sıralayıp durular. Kimseyi tanımazlar, kimsenin şahsiyetine, makamına, kimliĝine hürmet göstermezler! Neden mi? Çünkü zülümlerinin sonu yavaş yavaş yaklaşıyor, bunu hissediyorlar.
Bir baba düşünün yıllarca ailesini kandırmış, uyutmuş, çoluk çocuĝunu çalıştırarak onların sırtından geçinmiş, ama çoçuklar iyice büyüyüp hayatı anladıktan sonra babayı bir korku alır, çünkü artık hilebazlıĝın sonu gelmiştir.
 
Bir muhtar düşünün yıllarca köylüyü birbirine karşı kullanmış, hasangillerle husogili, aligillerle veligili kendisine baĝlamış, böylece her seçimde kendisi makama geçmiştir, ancak zaman deĝişmiş ve tahsilli köy gençleri çoĝalmıştır. Artık muhtarın hilebazlıĝı sökmez olmuşur, işte o zaman muhtarı bir korku sarar ve ne onu hasangiller ne de aligiller koruyamaz olur.
 
Bir devlet idaresi düşünün, orada deĝişik kavimler, milletler yaşamaktadır, ancak idare bir azınlıĝın elinde. Azınlık birlikte yaşayan halkları sürekli birbirine karşı kullanmış, savaştırmış ve kendisine baĝlamıştır. Kimi zaman kardeşlik ajitasyonunu yaparak etrafını güçlendirmis, kimi zaman diĝer halkları da yanına alarak bazılarını katliama tabi tutmuş, zülmetmiştir. Ancak deĝişen dünya şartlarında öyle bir noktaya gelinmişki o devlet içerisinde herkes herkesi tanır olmuştur ve devlet idaresi, artık hilelerle idaresini devam ettiremiyeceĝini anlamıştır. İşte o zaman idareyi alır bir korku, içine girer, sarar bütün vücudunu, yakar ciĝerini ve işte o zaman bu devlet saldırganlaşır, azar, tuĝyan eder, saĝa sola saldırır, gözlerini kan bürer, kimseyi tanımaz olur, Allah’ı bile unutur ve işte o zaman zülmünün sonu geliyor demektir!
 
Tarihte bunun örnekleri çoktur, nice imparatorluklar kuruldu, yayıldı, etrafıni istila etti, zülmetti ve tarih sahnesinden silinip gitti, adları bile duyulmaz oldu!. Şimdi bakıyoruz birçok yerde aynı korkular var, bunu saldırganlaşmalarından anlıyoruz. Anlıyoruzki sonlarının yakınlaştıĝını, tıpki önceki zalimler gibi!
 
Korkuyor, ya hilelerle kurduĝum düzen son buluyorsa, ya birgün idarem elden gidiyorsa, ya (onun tabiriyle) devletime birşey olursa!...
 
Bu korkuyla yaşamak kolay mı sanırsınız?
 
Bir de ümit içinde geleceĝe bakan mazlumlar var, korkuyla ümidi bir arada yaşayan! Zalimler her şeyim elden gider diye korkarken, onlar benim de her şeyim olur diye bir ümit içerisindedirler. İkisinin arasındaki farkı hissedebiliyor muyuz?
 
Saldırganlaşmanın, azmanın, kimseye faydası olmaz, zarari kendisinedir. Ne demişler „keskin sirke küpüne zarar verir“. Korkunun da ecele faydası olmaz, vaadi doldu mu çeker gidersin! Arkanda Allah rahmet eylesin diyenleri de olabilir mi bilmem ama, en güzel bilinen şeyin „zülmün sonunun olmadıĝıdır“
 
Örnek mi?
Sanırım Saddam ve saltanatı şu an için yeterli.
Akibeti diĝer zalimlerin başına.
 
26.02.2007

yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
099701
Güvenlik kodu giriniz
: