"Müminleri Savaşa Teşvik Et" Ayeti Savaş Kışkırtıcılığı mı? Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Mehtap GÖZÜKAN

Mehtap GÖZÜKAN
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2015-06-01 - 03:10 - Bu yaziyi 432 kişi okudu.
Yazar: Mehtap GÖZÜKAN
E-mail: mehtapgozukan@hotmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

"Müminleri Savaşa Teşvik Et" Ayeti Savaş Kışkırtıcılığı mı?

İslam, barış kökenli bir kelimedir. Temelinde barış olan İslam'ı savaş ve vahşet dini gibi göstermeye çalışanların, Kuran ayetlerinden bihaber oldukları aşikardır. İslam'da savaş, sadece ve sadece saldırı olursa haktır. Doğal olarak saldırı olduğunda, savunma amaçlı olarak yapılması gereken ne ise o yapılır.

"Müminleri Savaşa Teşvik Et" Ayeti Savaş Kışkırtıcılığı mı?

İslam'da savaş ve kısas dışında bir canın alınması, tüm insanlığı öldürmekle eş tutulur ve en büyük günahlardandır. Asıl konumuza girmeden önce Kuran'da savaşın başlama koşulunu anlatan bir kaç ayet eklemek istiyorum.
 
Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi. (Hac Suresi, 39)
 
''Kendilerine zulmedilen ve savaş açılan müslümana savaşma izni verildi''.
 
Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez. (Bakara Suresi, 190)
 
 
''Sizinle savaşanlara karşı'' ve ''Aşırı gitmeyin''
 
Onlar, size karşı savaşıncaya kadar siz, Mescid-i Haram yanında onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın... (Bakara Suresi, 191)
 
''Onlar sizinle savaşıncaya kadar siz savaşmayın'' ''Savaşırlarsa siz de onlarla savaşın''
 
Ayetlerden de çok net anlaşılacağı üzere, Müslümanlar durup dururken asla savaşa girmiyor. Mutlaka kendilerine savaş açıldığında; can, mal ve ırzları tehdit altına girdiğinde, bunları savunma amaçlı olarak savaşa giriyorlar. Şimdi bu ayetleri dikkate alarak, ateist arkadaşların sürekli gündeme getirdiği ''müminleri savaşa teşvik et'' ayetini inceleyelim.
 
Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et... (Enfal Suresi, 65)
 
Bir ayeti lokal olarak alıp eklediğinizde çok farklı manalar çıkarabilirsiniz. Örneğin Nisa Suresi 43'de ''İçkiliyken ne dediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız'' der. Siz bu ayetin sadece ''namaza yaklaşmayınız'' kısmını alırsanız, bambaşka bir mana çıkar karşınıza. Enfal Suresi 65. ayette de böyle bir durum söz konusudur.
 
Ayetin öncesine baktığınızda; Enfal Suresi 56. ayette, anlaşmalarını bozan küfür ehlinden bahseder. Enfal Suresi 58. ayete baktığınızda, anlaşma yaptığınız topluluğun ihanetinden şüphe ederseniz, böyle bir durumda sizin de anlaşmaya sadık kalmayacağınızı onlara bildirin denir. Ve ayetin sonunda ''Allah hainlik edenleri sevmez'' denilerek, karşı tarafın ihaneti kınanır. Enfal Suresi 60. ayette, anlaşmayı bozan ve hainlik yapan küfür ehlinin hainlik ve saldırılarına karşı tedbir ve caydırıcı olması açısından maddi hazırlık yapılması gerektiği bildirilir. ''Kuvvetli ve besili atlar hazırlayın'' denir. Enfal Suresi 61. ayette ise bu hazırlık sürecinde ''onlar barışa eğilim gösterirlerse, sen de ona eğilim göster '' denir. Yani savaş değil, barış her zaman önceliklidir. Ama karşı taraf savaşta ısrarcı olursa, o zaman kaçınılmaz olur. Ve savaş ortamı oluştuğunda bir kumandanın yapacağı şey, askerlerini savaşa maddi ve manevi hazırlayıp teşvik etmektir. 
 
Günümüz koşullarını düşünelim; herhangi bir savaşa dahil olmasa da ülkeler, olası bir savaş riskine önlem olarak asker ve mühimmat konusunda hazırlıklı ve eğitimlidirler. Ve bu her ülkede teşvik edilir. İstiklal Savaşında Mustafa Kemal Atatürk de askerlerini savaşa maddi manevi hazırlayıp teşvik etmiş, onları bu zorlu ortama psikolojik olarak motive etmiştir.
 
''Ordular, ilk hedefimiz Akdeniz'' sözü, düşmanı vatan topraklarından atma kararlılığının simgesidir. Savaşa teşvik içeren bu sözünün temelinde, işgal altına alınmış toprakları düşmana karşı savunmak yer alır. Atatürk, ''Eğer vatan savunması için değilse savaş bir cinayettir.'' diyerek,  Maide Suresi 32. ayete sadakatini de göstemiştir. Zafer üstüne zafer kazanan, ülke topraklarını düşman işgalinden kurtarmaya kararlı bir kumandan olarak askerlerine  “Size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” demiştir. Savaş ortamı oluştuğunda bir kumandan, stratejisini belirler, savunmasını yapacağı taktikler geliştirir ve bunları uygulama konusunda askerlerini motive/teşvik eder. Hz. Muhammed de, savaş vuku bulduğunda, kumandan olarak askerlerini bu yönde motive ve teşvik etmiştir. Olması gereken de budur.
 
Sonuç: Kuran'da savaş ve ölümden bahseden ayetlerin geri planındaki sebep, Müslümanlara saldırı ve yurtlarından çıkarılma girişimidir. Bu eyleme karşılık Müslümanların kendilerini savunması hak olmuş olur. Ve savaş vuku bulduğunda da insanlar birbirine çiçek vermez, ölmemek için öldürürler. Ve başta bulunan kumandan da savaşta mağlup olmamak için askerlerini yüreklendirir.
 
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8) buyurarak, Müslümanı yurdundan çıkarmaya çalışmayan ve savaşmayana adaletli olunması ve iyilik yapılmasını emreder.
 

Mehtap Gözükan
https://www.facebook.com/MehtapGozukan
https://twitter.com/MehtapGozukan


yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
025834
Güvenlik kodu giriniz
: