Muhammed Suresi 4. Ayette "Boyunlarını Vurun" Değil, "Gözetleme Yerlerini Vurun" Der Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Mehtap GÖZÜKAN

Mehtap GÖZÜKAN
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2015-01-17 - 02:36 - Bu yaziyi 727 kişi okudu.
Yazar: Mehtap GÖZÜKAN
E-mail: mehtapgozukan@hotmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

Muhammed Suresi 4. Ayette "Boyunlarını Vurun" Değil, "Gözetleme Yerlerini Vurun" Der

Öyleyse, inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman, hemen boyunlarını vurun; sonunda onları 'iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin)... (Muhammed Suresi, 4)

Muhammed Suresi 4. Ayette "Boyunlarını Vurun" Değil, "Gözetleme Yerlerini Vurun" Der

Pek çok ateist, bu ayeti referans alıp Işid zihniyetinde olanların gerçek müslüman olduğunu ve onların ayetin hükmünü yerine getirdiklerini söyler. Ya da İslam'ın, inkar edenlerin boynunu vurmayı emreden vahşet dini olduğunu iddia eder. Oysa gerçek, bilinenin tam zıttıdır. Ayette anlatılanı delilleri ile deşifre ettiğimde, okuduklarınıza çok şaşıracak ve eğer vicdan sahibi iseniz bu ayetin manasını çarpıtmaktan vazgeçeceksiniz...

 

Gelelim ayette boyun olarak çevrilen "rikab" kelimesine. Rikab kelimesi Arapça'da "gözetleme, gözetim altında olma demektir". Allah'ın isimlerinden biri " Er Rakib" dir. RKB kökünden gelir bu kelime ve gözetlemek, denetlemek, korumak, bekçilik yapmak manaları vardır. Allah'ın kullarından bir an bile gafil olmadığını, sürekli gözetleyen, koruyan ve kontrol altında tutan olduğunu anlatır. Bu kısa bilgiden sonra sizlere '"Rakabe" kelimesinin geçtiği diğer sure ve ayet numaralarını vermek istiyorum. (İlk numara sure, ikincisi ayet numarasıdır.) 

 

Rakabe kelimesinin geçtiği ayetler: (28-18), (28-21), (44-59), (11 -93),  (5-117,) (50-18), (4-1)

 

İnternette yapacağınız kısa bir araştırmanın ardından Rakabe kelimesinin, diğer bütün ayetlerde gözetleyen... manasında çevrilmiş olduğunu göreceksiniz. Her ne hikmetse sadece Muhammed Suresi 4. ayette aynı kelime boyun olarak çevrilmiş. Ve pek çok meal yazarı da birbirinden etkilenerek ayette geçen "rikabi" kelimesine "boyunlar" manası vermişlerdir. Oysa boyun kelimesi Araça'da "A'nâk" kelimesi ile ifade edilir. Bu kelimenin Kuran'da geçtiği sure ve ayet numaraları da şöyledir;

 

Boyun "A'nâk" kelimesinin geçtiği ayetler:  (17-29), (17-13),  (8-12), (34-33), (38-33), (13-5), (26-4), (36-8), (40-71)

Bu bilgilerin ardından ayette anlatılanın ne olduğuna bakalım;

 

Savaşta inkar edenlerle karşılaştığınzda onların gözetleme/komuta merkezlerini vurun. Sonunda üstün geldiğinizde onları esir alın; onları ya karşılıksız veya fidye karşılığında salın. Savaş durumu kalkıncaya kadar bunu uygulayın... (Muhammed Suresi, 4)

 

Bir ayeti okuduğunuzda, başı, sonu, öncesi, sonrası ile beraber okumanız gerekir ki konu bağlamından kopmasın. Bu ayetin ilk cümlesinde inkar edenlerle karşı karşıya geldiğiniz savaş anında, o inkar edenlerin komuta/gözetleme merkezlerini vurun der. Sonra onlara üstün geldiğinizde onları esir alın der. Ve savaş bitiminde de aldığınız esirleri karşılıksız veya fidye karşılığında salın der.

 

Şimdi soruyorum; Savaş zamanı inkar edenlerin boyunlarını vurduğunuzda -ki bu da boyunlarını kesin manası içermez- boynunu keserek öldürdüğünüz adamı nasıl esir alacaksınız? Adam zaten ölmüş olmuyor mu? Ayette, boyunların kesilmesi ile uzaktan yakından alakalı bir anlatım yoktur. Bu ayetin manasını delillere rağmen çarpıtmaya devam edenler, İslam'ı değil, kendi samimiyetlerini ve vicdanlarını sorgulamalıdırlar. (Allah en doğrusunu bilir)

 

Sonuç: İslam'da savaş, "Kendilerine zulmedilmesi dolayısıyla, onlara karşı savaş açılana (mü'minlere, savaşma) izni verildi." (Hac Suresi, 39) ayeti gereği, sadece saldırı olursa, savunma amaçlı yapılır. "Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, (ancak) aşırı gitmeyin. Elbette Allah aşırı gidenleri sevmez." (Bakara Suresi, 190) ayetinde de belirtildiği gibi, müslümanlarla savaşanlara karşı savaş haktır. Ama aşırı gidilmesi yasaktır. Ve savaş ortamı oluştuğunda taraflar ölmemek için birbirlerini öldürürler. Öldürmeden saldırganı etkisiz hale getirmenin adı da esir almaktır. Savaş sonrası esirler de karşılıklı veya karşılıksız serbest bırakılır.

 

IŞİD'in yaptığı katliamın kaynağı Kuran değil, uydurma sözde hadislerdir. IŞİD, müslümanım diyenlerin kafasını kesiyor. Oysa Allah ayette; "Kim bir mü'mini kasıtlı olarak öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmış, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azab hazırlamıştır." (Nisa Suresi, 93) diyor. "IŞİD gerçek müslüman" diyenler, bir de bu ayetler üzerinden baksınlar...

 

Mehtap Gözükan

https://www.facebook.com/MehtapGozukan

https://twitter.com/MehtapGozukan


yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
164208
Güvenlik kodu giriniz
: