Yazmak Bir Eylemdir Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2015-02-27 - 00:00 - Bu yaziyi 1497 kişi okudu.
Yazar:
E-mail: konuk@batmanliyiz.biz
Yazarın: Tüm Yazıları

Yazmak Bir Eylemdir

Gündelik yaşamın içinde hep bir yerlere yetişmeye çalışırdık dışarda. Hep 'zamanımız yok'tu ve var olan zaman da zaten 'yetmiyor'du. Pratik yaşam içinde fiziksel yorgunluk düşünsel hareketliliğe fazla zaman tanımıyordu. Bu yüzden dışardayken doğru dürüst kitap okuyamıyorduk. Özneyi birinci tekil şahısa indirirsem okuma isteği de pek yoktu aslında. Zamansızlık önemli bir faktör olsa da okumaya biçilen anlamın zayıflığı da zamansızlığı tamamlıyordu.

Yazmak Bir Eylemdir

Ama cezaevinde zaman sıkıntısı diye bir şey yoktur. Kendini ansızın cezaevinde bulduğunda zamanın çokluğuyla yüz yüze kalırsın. Okumak ve yazmak dışında hiçbir şeyin yoktur. Aslında tüm zamanını öldürebilirsin. Fiziksel tutsaklığına düşünsel ve ruhsal teslimiyeti de eklemek kaydıyla. Bu temelde öldürdüğün yalnızca zamanın değil, onunla birlikte ruhundur da. Düşünsel ve ruhsal olarak bitmiş bir yaşamı sürdürerek gün sayabilirsin. Ama siyasi tutsak kimliğine sahipsen eğer ideal ve amaçlarına sadık olmalısın. Çünkü belli amaçlar uğruna mücadele ettiğin için cezaevindesin. Öyleyse cezaevinde deaynı amaçlar etrafında yoğunlaşırsın. Tutsaklığın sadece fiziksel olduğu, düşünsel olarak ise özgür olduğumuz gerçekliği var. Çünkü düşünce dünyamızı güçlü idealarla muhafaza ediyoruz. Ancak bunların olgunlaşması için dışarda yürütülen pratik mücadelenin içerde teorik ve manevi bir mücadeleye dönüşmesi önemlidir.

Birkaç kitabı üst üste okuduğunda kendini bilmiş sayıyorsun ilk başları. O heyecanla bu bilmişliği hissettirmeye çalışıyorsun. Bir zaman sonra aslında ne kadar bilgi yoksunu olduğunu anlıyorsun. Okudukça bilgileniyor, bilgilendikçe edinilecek bilginin ne kadar çok olduğunu anlıyor ve bilgisizliğini itiraf ediyorsun kendi kendine. Bir zaman sonra tıpkı filozofun dediği gibi "tek bildiğim şey hiçbir şey bilmediğimdir" noktasına varıyorsun. Bu nokta bireyin kendisiyle yüzleşmesi için oldukça önemlidir. Çünkü sıçrama yapmanın zemini oluşmuştur.

Yazmak da bu bilgiyle paraleldir elbette. Bazı şeyler yazarken kendini olduğundan farklı göstermenin hiçbir anlamı yoktur. Yarım bilmelerden de uzak durmak gerekir. Çünkü yarım bilmeler hiçbir şey bilmemekten daha kötüdür. Birey hiçbir şey öğrenme ihtimali vardır. Ama yarım biliyorsa ve o yarım bilmeye tutunuyorsa bir adım ileri gidemez. Çünkü Adornonun dediği gibi "yanlış yaşam doğru yaşanmaz." Yarım bilme, aynı zamanda yanlış bilmedir. O zaman yazarken var olanla, en doğal duygu ve düşüncelerle yazmak esas alınmalıdır. Kendini bilmek ve ona göre davranmak gerekir.

Cezaevinde yazmak elbette ayrı bir anlam taşıyor. Cezaevinde yazmak sisteme karşı politik bir eylemdir. Bir direniş silahıdır kalem tutsağın. Düşüncelerini topluma ulaştırma çabasındadır her şeyden önce. Çünkü toplum uğruna mücadele ettiği için tutuklanmıştır. Toplum ve ülke sevdasını taşır yüreğinde...

23 Haziran 2013
Kocaeli Kandıra F Tipi Cezaevi
Not: Cezaevindeyken yazdığım bir yazıdır...


yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
972651
Güvenlik kodu giriniz
: