Geçen bir ‘Bayram’ ve bitmeyen malzeme ‘Başörtüsü’ Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Hüda KAYA

Hüda KAYA
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-10-13 - 00:00 - Bu yaziyi 938 kişi okudu.
Yazar: Hüda KAYA
E-mail: huda.kaya777@gmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

Geçen bir ‘Bayram’ ve bitmeyen malzeme ‘Başörtüsü’



Geçen bir ‘Bayram’ ve bitmeyen malzeme ‘Başörtüsü’ Bayramda, sabaha karşı, orantısız bir vahşi şiddet ile saldırılara maruz ve yalnız kalan Kobani halkına destek için Suruç yolculuğuna başlamıştım. Öyle bir bayramdı ki; empati, anlayış ve dayanışmanın günü olmasına rağmen, bir bayramda en yalnız, en anlaşılmayan, en ötekileştirilen, haklılığı ve mazlumiyet gerçeklikleri en çok çarptırılan ve bunlara karşı direnen bir halkın, en anlaşılmadığı bir bayram oldu aynı zamanda.

İslam Ümmeti’nin, ‘Ümmet’ olmak vasfını kaybettiği, ibadetlerin içinin boşaltıldığı, Müslümanların namazlarının, ‘Veyl olsun’ (yazıklar olsun) o namaz kılanlara ki hitabına düçar kalındığı, Oruçların, özünden, içeriğinden ziyade görsellik ve israfları ile yok’un yoksulun eşitliğinin akıllara bile getirilmediği Hacc’da yapılan ritüellerin senede, hiç olmazsa ömürde bir kez tüm yeryüzünün renkleri ve dilleri ile aynı anda ve mekanda buluşarak evrensel bir harmoni atmosferi yakalamanın, yaşamanın ve bu muhteşem evrensel denge ve ahengin nedenselliğini anlamanın renklerin ve dillerin Allah’ın ayetlerinden olduğunun pratiği ve sınanması ile karşılaşarak Harem bölgesinde bulunmanın ilkeseliğini prova etmenin fırsatlığı ve farkındalığını yakalamak ‘İhramlı’ iken değil bir insanı incitmek, bir sineği bile öldürmenin, her çeşit yapaylığın, tartışmanın, hatta ağaca bile kıymanın yasak olduğu, barış, sevgi, sabır, ekolojik, adaletli ve eşitlikçi bir yeryüzünün oluşturmanın, tüm bu zenginliklerle bir arada yaşamanın pratiğinin aslında ‘Hacc’ ibadetinin özü olduğunu yeryüzünü bir ‘Barış yurduna’ çevirmenin farkındasızlığı, içeriksizliği ile bir ‘Hacc’ ve bir ‘Kurban’ daha yaşandı.

İçeriği, özü, espirisi amacından koparılan ve sadece şekil ve ritüellere boğulan, hapsedilen dinin ve ibadetlerin ümmetinin geldiği nokta, işte bugünkü ‘İslam Ümmetidir’ ve bugünkü dünyadır.

‘Hacc’da barış, sevgi, saygı, diller ve renklerin Allah’ın ayetleri, işareti, eşitliği anlayışını orada pratik eden herhangi bir insan, dünyanın dört bir yanına, ülkelerine, memleketlerine, mahallelerine giderlerken, bu barış ve birlikte yaşam, insanların renklerine ve dillerine göre ayrıştırılamayacağının pratiğini ve ibadetlerin özünü bu şekilde taşıyabilselerdi bütün bir yeryüzü insanlığı hala bu cehennemi yaşamıyor olacaktı.

Rabbimizin insanoğluna gösterdiği en temel hedef olan yeryüzünü fitneden, zulümden arındırma ve bir ‘Barış yurdu’ inşa etme ibadeti gerçekleşmiş olacaktı.

Kur’an’ı okuyup durdukları halde yeryüzü hala bir ‘Barış yurdu’ olamadıysa, kendilerini ‘Müslüman ve Ümmet’ sınıfında görenlerin bilinçsizliği sebebiyledir.

‘Başörtüsü’; her devrin bitmeyen malzemesi

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize’de yaptığı konuşmasında yine -’Bunlar şöyle, bunlar böyle’ diyerek insanları ve kaldıysa bir parça özgürlük nişanesi olan, kurum ve siyasi partileri direkt hedef göstermeye devam etti. Tekelciliğin en tehlikeli sularında yüzercesine, bütün mağduriyetler ve pozitif olan her şeyin temsilcisi olmak hakkını kendilerinde görüp, karşısındakileri bütün olumsuzluklar içine hapsetmeye çalışan bu anlayışlar, insanların nefret denizinde boğulmasından, dünyanın da cehenneme çevrilmesinden büyük bir haz alırcasına hakaret ve saldırılarını arttırmakta bir beis görmüyorlar. Muhafazakar kitleyi, içerikten ziyade, hissi ve hassas konular üzerinden provoke etmenin ustalığı ile en çok kullanılan konulardan biri de ‘Başörtüsü’ olmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı şimdiye kadar son dönem siyasi hayatında en fazla itham ettiği ifadelerdendir. ‘Bunlar başörtüsüne düşmandır’ iddiası kitleyi istediği gibi manipüle etmeye devam etmektedir. Son konuşmasında, hedefinde ‘HDP’ vardı ve bu ithamını, saldırısını, başörtüsü üzerinden yaptı yine.

Siyaset alanında HDP ile çalışmaya başladığımdan bu yana bazı çevrelerden gelen saldırılarda ithamlar hep bu mealde.

‘Onlar başörtüsüne ve dine düşmanlar’

Sayın Cumhurbaşkanı ve diğer çevreler bu saldırılarını yaparlarken benim başörtümle ve inancımla HDP’ye davet edildiğimi ve hala parti yöneticisi olarak çalışmalarıma devam ettiğimi, diğer bütün partilerden çok daha fazla başörtülü yönetici ve belediye başkanı kadınlarımızı görmezden gelmeye ve yok saymaya çalışmaları beyhudedir...

yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
242371
Güvenlik kodu giriniz
: