Gerçek ‘Bayram’lara ulaşabilmek Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Hüda KAYA

Hüda KAYA
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-07-28 - 00:00 - Bu yaziyi 920 kişi okudu.
Yazar: Hüda KAYA
E-mail: huda.kaya777@gmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

Gerçek ‘Bayram’lara ulaşabilmek



Gerçek ‘Bayram’lara ulaşabilmek Bir Ramazan ayını daha her seferinde olduğu gibi, “keşke şöyle de değerlendirebilseydik” serzenişleri ve hüznü ile sonlandırdık ve “Bayram”a eriştik. Ramazan ayında yükselen maneviyatımız, yani “kendini bilen Rabbini bilir” ifadesi ile yaşamaya çalıştığımız iç yolculuklarımız, yükselen merhamet ve yardımlaşma çabalarımız, açlığın, susuzluğun bedeni ve ruhsal terbiyesi ve empati ile tanışmalarımız, pratiklerimiz bizleri nasıl sonunda bayrama eriştirdi ise bu kazanımlarımızı kaybetmez de geri kalan aylar içinde de bu değerlerimizi ve pratiğimizi sürdürebilirsek “yeryüzünde bütün bir insanlığın ve ahiret -cennet-” bayramlarına da erişebilmeye yol açmış olabileceğiz.

“Arapça’da -tabii eski Türkçe’de de-, bayram ‘iyd’ sözcüğüyle ifade edilir. Bu kelime etimolojik olarak lütuf ve tekrar dönüş anlamlarına gelir. Bayramın bu sözcükle karşılanmasının nedeni, verilen emeğin, yapılan eylemin karşılığının yapan kişiye sevinç, lütuf ve ihsan olarak geri dönmesi (avdet) ve harcadığı emeğin daha fazlasıyla ‘iade’ edilmesidir.

İlginçtir, aynı dilde ‘ahiret’ anlamına gelen ‘mead’ sözcüğü de, bayram anlamına gelen ‘iyd’ sözcüğüyle aynı köke mensuptur. Aslına bakılırsa, bunda garipsenecek bir durum da yok. Çünkü ahiret, dünya hayatının hasat mevsimidir.”*

Bayram namazları, bundan dolayı kazanımlarımıza karşı Rabbimize bir teşekkür/şükür ifadesidir. Öyle bir teşekkürdür ki günümüzde, özellikle Türkiye’de sanki sadece erkeklerin bu kazanımları hak ettiği ve teşekkür edebileceği algısında olduğu gibi sadece erkeklere has değildir. Peygamberimiz Hz. Muhammed hayatta iken bayram namazlarına kadınlar özellikle davet edilir ve çoluk çocuk ailece bir festivale gider gibi gidilirdi. Günümüzde olduğu gibi Ramazan ayı festival ayı gibi değil bayramlar sevinç ve eğlenme zamanları idi. Kadınların durumu ise hepten tersine dönmüştür. Cuma namazlarına olduğu gibi bayram namazlarına, kadınların da gitmesi gerektiği bilinci yok olmuştur neredeyse. Gidenler, gitmeye çalışanlar ise garipsenmektedir. Türkiye’den başka diğer bütün Müslüman ülkelerde bayram namazlarında kadınların yüksek katılımlarını görünce neden özellikle bu bölge de böyle? diyorsunuz. Pakistan, Arap ülkeleri, Avrupa, hatta Afrika ülkelerinde en ilkel şartlarda bile, toprakların üzerinde bütün cemaat ile kadınlarda en süslü halleri ile namazda bulunmaktadırlar.

Peygamber döneminde, bu namazlar için bütün halk şehrin dışında açık alanlarda toplanırdı. Günümüz sekülarizmi, inanç ritüllerini mümküğn olduğunca görünür olmaktan uzaklaştırmak yönünde olduğundan Cuma ve Bayram namazları dar, kapalı, havasız mekanlara hapsedilmiş gibidir. Sokaklara taşan cemaat görüntüleri bundandır. Halbuki bu namazlar, ayrı ayrı ufak mekanlarda kılınmaktan ziyade şehrin halkının hep birlikte kılabileceği, hava şartlarına göre önlemi alınabilen açık alanlarda olması ile beraber cemaat, toplanma, bir arada olunabilme gerçekleşmektedir. İnsani, vicdani güzelliklerimizin arttığı ve sonucunda hep birlikte barış ve güvenlik içinde yaşayabileceğimiz gerçek bayramlara erişebilme duası ile bütün halkımızın bayramlarını tebrik ediyorum.
***
HDP Esenler iftarı için gittiğimizde henüz yeni haber alınan bir kadın cinayeti ile olayı ile karşılaştık. Arkadaşların yardımcı olması ile partimiz Milletvekili Hasip Kaplan bey ile öldürülen Hediye Öztürk’ün getirildiği camiide ailesini ziyaret ettik.

Çocukların tecavüzden, kadınların cinayetten, insanların birbirine karşı güvenlik içinde olamadıkları bir toplum bayramı ne kadar hak etmiştir? Bu da ayrı bir sorudur, sorundur.

Ramazan ayı bile insanlara bir güvelik duvarı oluşturamıyorsa, bizler bayramları, yani barışın, sevginin, merhametin, adaletin, dayanışmanın, paylaşmanın sevincini hak edemiyoruz hala.

Gazze’de olduğu gibi, Rojava/Kobanê’de olduğu gibi, Irak ve diğer zulme maruz coğrafyalarda olduğu müddetçe gerçek bayramlara hasret kalacağız. İbadetlerimizin ve bayramlarımızın, manasına kavuşması, barış bilincine dönüşmesi ile yeryüzü cennetleri oluşturabileceğiz...

*M. İslamoğlu, Bayram.

huda.kaya777@gmail.com

yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
051826
Güvenlik kodu giriniz
: