Mehabad Kürt Cumhuriyeti Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Muaz ÇİLE

Muaz ÇİLE
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2013-05-31 - 00:00 - Bu yaziyi 1744 kişi okudu.
Yazar: Muaz ÇİLE
E-mail: muazcile@batmanliyiz.biz
Yazarın: Tüm Yazıları

Mehabad Kürt Cumhuriyeti

Mehabad Kürt Cumhuriyeti: 1946-22 ocak...Onlarca yıl sonra bir kez daha bellekleri yenilemek açısından Kürt halkının demokrasi ve özgürlük isteminin. Dogu Kürdistan'da 11 ay bile olsa gerçekleştirebildiği bağımsız Cumhuriyet olan Mehabad'tan sözedeceğiz. Kürtlerin kendilerini özgürce ifade edebildiği 1946 yılının ilk yönetimi,ilk hükümeti Mehabad Kürt Cumhuriyeti'dir. Daha öncesinde şex Mehmude Berzenci'nin Güney Kürdistan'daki yönetimi de ulusal bi yönetim olarak ilktir. Sonraki dönemlerde,Mehabad,ardından Barzani ve en son Güney Kürdistan'daki Federe Kürt Devleti,Kürt ulusunun egemen ulus olarak yaşadığı ilk dört yönetimdir.

Mehabad Kürt Cumhuriyeti

Ve Kürdistan... Mezopotamya yaylasından anti toroslara varan dağlık bölgenin. Kilis ,Elbistan ve Divriği’nin batı yakası. Kars’tan Ormiye gölünün batısına ve oradan Loristana’a. Şaxpur’a,Kirmanşah ve Senendej’e kadar uzanan,Kelkit ırmağını izleyerek Bayburt ve Oltu’ya Kuzeyden yay çizen,Xaneqin’e Hamlin dağlarına ve Fırat havzasını aşarak İskenderun’un kuzeyinden Akdeniz’e doğru gergin bir yay gibi uzanan dört parçalı bir coğrafyada,her parçasında oluk oluk kan,gözyaşı ve zulüm akmış olan,kendi var adı yasaklı,50 milyonu aşkın nüfusu ve 530 bin kilometre kareyi kapsayan Ortadoğu’nun acılı ve sancılı toprağıdır Kürdistan...Yani acının,kederin,parçalanmışlığın ve kan diyarının mazlum ülkesi. Yani özgürlük ve bağımsızlığın bitmez tükenmez tutkusuyla tutuşan aç,sefil,ezgin ama onurlu ve soylu insanların ülkesi;kutsal toprakların paha biçilmez zenginliğini bağrında taşıyan toprağın adıdır Kürdistan.

Beş bin metre yükseklikte Ararat ve Sipanı’ı,Dicle,Fırat,Murat,Munzur ve Aras gibi ırmakları;Muş,Harran,Cizre,Geliye Elibeg,Soma,Bradost gibi geniş ve verimli ovaları,Hasankeyf,Van Amed ve Dımdım gibi kaleleri ve surları ile adeta bir tarih harikası görünümünde;petrol,demir,fosfor,altın,bakır ve kömür yataklarıyla,ağızları sulandıran,bu yüzden başı beladan kurtulamayan soylu bir diyardır Kürdistan.

Dımdım kalesi’nin ulaşılmaz doruklarından,Mehabad gölü’ne ve Çarçıra Meydan’ına,bir de Diyarbekir’deki çınar ağacına,Dersim’deki darağacına kimliğini yiğitçe kazımış,zulme ve baskıya evet dememiş,katliamların,sürgünlerin ve soykırımların çileli ülkesi Kürdistan...

Ve bu coğrafyanın doğu yakasında,120 bin kilometrekareyi aşkın toprağı,dokuz milyona varan insanı ile,hala İran sömürgecilerinin baskısı altında bulunan İran’daki Kürdistan parçası. Yapay sınırların ve bölünmüşlüğün talihsiz sonucu Kürdistan’ın doğu parçası.

1946 yılında hükümet olmuş,sonra yalnızlığa itilmiş;işgal ordularının ve zalimlerin gazabına uğramış;Sımko’nun,Hemin’in,Hejar’ın,Ali Saltanpur’un ,Sergut Abhasi’nin,Baba Gewren’in,Kasımlo’nun,Kadiri Erdeli,Dr.Şerefkendi’nin,Humayun ve daha nice şehitlerin kanı ile sulanmış,Kadı Muhammed’in soylu toprağı İran Kürdistan’ı...

Hala,anlatılmakla tümü ile anlaşılmamış,belleklerdeunutulmaya yüz tutmuş,kuşaklar geçtikçe önemi ve değeri artan bir Cumhuriyet’tir Mehabad’ta,1946’da kurulanı...

Bu konuda en ciddi incelemeyi William Aegleton yapmış. Kimdir Qadı, nedir Mehabad Cumhuriyeti, en güzel Aegleton bize anlatıyor.

Minorsky,”Kürtler” adlı kitabında “1804-1805 ten itibaren Ruslar ile Kürtler ilişki kurmaya başladılar. Bu yeni durum etkisini kısa zamanda gösterdi ve 1828-1829,1853-1858,1877-1878 Türk Rus savaşları her seferinde Kürdistan’da önemli yankılar uyandırıyordu.1829 da Ruslar,savaşta bir Kürt alayını kullanmışlardı. Hristiyanlar memleketten çıktıktan sonra savaş sonrası Kürtler kuzey ve batıya doğru yayıldılar.Kırım savaşında Ruslar iki Kürt alayı oluşturdular.Diğer taraftan Türk kuvvetleri kuzeye doğru haraket ettikleri zaman Bedirxan ‘ın yeğeni ve eski rakibi,halk tarafından iyi tanınan Yezdan Şer’in önderliğinde Botan’da büyük bir ayaklanma oldu.1877-1878 savaşından sonra önce Bedirxan’ın oğullarının yönettiği Hakkari,Behdinan ve Botan isyanları çıktı. Ondan sonra da Şex Ubeydullah haraketi meydana geldi. Bu Nakşibendi tarikatı mensubu Osmanlı devletine bağlı muhtar bir Kürdistan kurmayı düşünüyordu. İsyancı Kürtler 1880’de İran’da Ormiye,Sabulax,Miyanduwa ve Marya bölgelerini yakıp yıktılar.Bu Nakşibendi tarikatı mensubu, Osmanlı devletine bağlı muhtar bir Kürdistan kurmayı düşünüyordu. İsyancı Kürtler 1880 de İran’da Ormiye,Sabulax,Miyanduwa ve Marya bölgelerini yakıp yıktılar ve hatta Tebriz’i dahi tehdit ettiler. Asıl kurbanları Şiiler arasındaydı. İran bu nedenle önemli güçlerini silah altına aldı. Bunların arasında Makü Süvarileri’de vardı

Henüz savaştan yeni çıkmış olan Türkiye işlerin karışmasını önlemeye çalışıyordu. Şex sonunda Şemzinan’a döndü. Oradan da İstanbul’a gönderildi. Çok geçmeden buradan da kaçtı. Kafkasya yoluyla Şemzinan’a geldi. Fakat yeniden yakalandı ve 1883’te Mekke’de öldü” (Minorski Kürtler Koral Yayınları Sayfa:61-62) diyor.

1946 Mehabad Kürt Cumhuriyeti’ne gelinmeden önceki süreyi anlatan bir diğer yazar da Kemal Burkay ‘dır. Burkay da 1800 lerdeki Şex Ubeydullah isyanını şöyle anlatıyor “19 yy ın ikinci yarısında en büyük Kürt ulusal haraketi 1800 yılında Nakşibendi şeyhi Ubeydullah’ın başını çektiği ayaklanmadır. Şex Ubeydullah bağımsız bir Kürt devleti kurmayı amaçlamıştı. Ayaklanma hem İran’ı hem Osmanlılar’ı etkiledi,büyük devletler işe karıştılar ve çıkarları tehlikeye düşen tüm bu güçlerin el birliği ile ayaklanma bastırıldı.(Geçmişten Bu Güne Kürtler ve Kürdistan Deng Yayınları Sayfa:379)

1946 yı anlamak için kuşkusuz öncesinide bilmek gterekiyor. Bu dönemde bir çok Kürt ayaklanması olmuş Kürtler özgürlük ve bağımsızlık için ayaklanmışlardır. Bu dönemde bir çok Kürt ayaklanması olmuş,Kürtler özgürlük ve bağımsızlıkiçin ayaklanmışlardır.19 yy’a gelindiğinde dünyadaki gelişmeler Kürtler açısından da önemli olanaklar yaratmış ve Kürdistan’da da özgürlük doğrultusunda önemli dalgalanmalar olmuştur. Tarihte Nehri Destanı olarak anılan Şex Ubeydullah haraketi de gösteriyor ki Kürt ulusunun bağımsız ve özgür yaşama talebi yeni değil,eskilere dayanıyor.1800 lü yıllardan 1900 lü yılların sonuna dek özgürlük istemi doğrultusunda nice ayaklanmalar ve başkaldırılar gerçekleşmiş , Kürt halkı her seferinde özgür yaşama isteğini dile getirmişken,soykırımlar,sürgünler,katliamlar ve darağaçlarıyla yanıt almıştır. Osmanlı-İran savaşları,Osmanlı-Rus savaşları çoğunlukla Kürdistan topraklarında sürmüş,Kürt toprağı yağmalanarak Kürt halkı acı ve baskılara maruz bırakılmıştır.

1800 lü yıllardan 1900 lü yıllara gelindiğinde ise, gerek dünyada gerekse ortadaoğu’da önemli değişimler olurken, Kürdistan coğrafyasında parçalanmışlık ve boyunduruk değişmemiştir. Ancak bu dönemde Osmanlı padişahı Sultan Abdülhamit Kürdistan’ın tüm parçalarını kendi egemenliğine alma konusunda bir hayli çaba göstermiştir. Hamidiye alayları örgütlenmiş Kürtler arası çatışmalar körüklenmiştir. 1880 yılındaki Şex Ubeydullah haraketinden sonra Şex’in oğlu Şex Sediq 1904 yılında Soma-Bradost bölgesinde bir kale yapmış ve kendi egemenliği için harakete geçmiştir.

“1905 yılında Salmas yöresinden Herki aşiretinin reisi Cafer Axa’nın babası Mehmet Axa ile kardeşi Sımko,sınırın Osmanlı yakasına geçtiler.Sımko,Salmas ve Xoy yörelerine hücum etti. Kotur’u ele geçirip kendine üs yaptı. Osmanlılar Sımko’yu desteklediler. Ayrıca Cafer Axa’nın ölümünü bahane edip kendi düzenli birlikleri ile sınırı güney kesiminden aştılar. Mehabad’a doğru ilerlediler. Hamidiye Alayları’nın yanısıra bölgedeki Kürt aşiretleri tarafından da desteklenen Osmanlı ordusu,karşısına çıkan İran birliklerini bozguna uğrattı ve 100 mil uzunluğunda,bir o kadar da genişlikte bir bölgeyi işgal etti”( K.Burkay ,Age..S:412,413)

Görülüyor ki 1940’lara gelmeden önce Kürdistan üzerinde çok önemli hesaplaşmalar yaşanmıştır. Gerek Ruslar gerek Farslar ve gerekse de Osmanlılar Kürdistan üzerindeki hesaplarını gerçekleştirmek için bir hayli çaba göstermişlerdir. Rusya’da 1905 devrimi birçok ülkeyi etkilemiş,İran’daki halklarda da bir uyanış dalgası yaratmıştır. İran’daki halklarda da bir uyanış dalgası yaratmıştır. İran’da da halk kitleleri Şahlık rejimine karşı ayaklanmış,Kürtler de Kürdistan’da büyük kentlerde bu ayaklanmalara katılmışlardır. Mehabad Saqız,Senendej ve Kirmanşah’ta sovyet tipi halk temsilcilikleri oluşturulmuştur. Bu dönemde Rızaiye yöresindeki aşiretler bile, bu dalgadan etkilenerek özerklik için ayaklanmışlardır. Gene bu dönemde ilgi çeken önemli bir nokta da şudur ki,Osmanlı yönetimi Kürt kimliğini ve Kürdistan gerçeğini kabul etmek durumunda kalmıştır. Bu durum Lozan’da da benimsenmiş, ancak sonraki yıllarda her ne hikmetse Kürtler, türk yönetimleri ve resmi ağızları tarafından aniden yok sayılmış, adeta varolan bir olgu, birdenbire yok oluvermiştir.

Abdülhamit Kürdistan’ın tümüne egemen olmak istiyordu. Ancak bunu başaramadı. Bu dönemde Osmanlı devleti çürümenin ve bozuşmanın eşiğinde idi. Buna karşın Osmanlı ordusu İran’a sefer düzenlemiş ama,bu sefer Osmanlılar’ın İran’a yaptığı son sefer olmuştur.

Tüm bu gelişmeler ışığında İran’da Kürtler,süreci iyi değerlendirmiş,1940’lı yıllara zengin deneyimleri ile gelmişlerdir. Gerek Kürt güçlerinin,gerekse 1917 Ekim Devrimi sonrasında kurulan Sovyet iktidarının ortadağu’daki politikaları sonucu 1946 yılında İran’da başkenti Mehabad olmak üzere bir Kürt Cumhuriyeti kurulmuş ve 11 aylık bir yaşamdan sonra Sovyet desteğinin çekilmesiyle birlikte,ne yazık ki ayakları üstünde duramamış ve yıkılmıştır.
............
1940 lı yıllara gelinirken İran’da Kürt haraketi önemli birikimler ve deneyimlere sahipti. Nehri ve Sımko haraketleri İran’da Kürtler arasında ulusal bilinçlenme ve ulusal haraket açısından sıcak bir dalgalanma yaratmış özllikle mehabad ve Ormiye gölü kıyısındaki yerleşim birimlerinde Kürt halkı ulusal birlik ve mücadele ruhu ile özgür ve demokratik bir toplum kurma yolunda ciddi adımlar atmıştır. Öte yandan benzer bir dalga da Azerilerde baş göstermişti. Özerk bir Azerbeycan cumhuriyeti doğrultusunda Azeri halkı da önemli çabalar içindeydi. İran yönetimi ve Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerde ise bir gerilim gözleniyordu.

1941 yılında Sovyet ordusu ve İngiliz ordusu güneyden İran’a girerek iç kısımlara doğru ilerlediler. Sovyet’lerin amacı Kafkasya cephesinde geri çekilme durumundaki kızılordu’nun cephe gerisini sağlamlaştırmak ve korumaktı. Kızılordu Basra Körfez’ine doğru ilerleyen ABD tankerinin önünü kesmek istiyordu. İngilizler ve Sovyet’ler hiçbir direnişle karşılaşmadan İran’a girdiler. İran askerleri geri çekilince kızılordu güçlerine rahatça İran’a yayılma fırsatı doğdu. İran askerleri silah ve mühimmatlarını da bırakarak geri çekildiler. Kürtler,kendi topraklarındaki İran askeri malzemelerine ve silahlarına el koydular. Rıza Şah sonuçta İngilizler’le anlaşarak tahta oğlu Muhammet Rıza’yı çıkardı. Şah ta İran dışına çıktı.

İran Kürdistan’ındaki İran askeri işgali kalkınca İran’daki Kürtlere ulusal mücadele açısından yeni olanaklar doğdu. Bu yeni dönemde Kürtler,kısa sürede toparlandılar. Şah döneminde sürgüne gönderilen bir çok Kürt,ülkeye geri döndü. Ceza evlerindeki tutuklular ise serbest kaldı. Artık ülkede yeni bir dönem başlamıştı ve Kürt yetkililer yeni bir otorite yaratmak amacı ile ülkeyi yeni bir yapılanmaya kavuşturmak için yoğun çabalar içine girdiler. Sosyal ve kültürel alanda yeni girişimler elde örgütlediler. Bu anlamda ulusal bilinçlenme süreci hızlandı.

Sovyetler bu dönemde mehabad’a girmemişti. Bu yüzden Kürt ulusal haraketinin merkezi durumuna gelen mehabad,politik otoritenin de merkezi konumuna geldi. Bu durumu oluşacak olan cumhuriyette başkent oluncaya dek uzadı. 1941 yılında uçaklardan savaşa ilişkin Kürtçe bildiriler dağıtılmıştı. Bu arada Kürtler ve Sovyetler arasındaki sosyal ilişkiler gelişme yoluna girdi.1941 yılının sonlarına gelindiğinde ise Kürt-sovyet görüşmeleri sağlıklı bir raya oturmuştu. Kürt halkı sovyet ordusunun İran’daki varlığını Şah despotizminin geriletilmesi anlamında önemli bir olay olarak değerlendiriyordu.

1941 yılı sonlarında Qadi Muhammed başkanlığında 25-30 kişilik bir Kürt heyeti sovyetlere gitti. Görüşme Bakü’de gerçekleşti. Azerbeycan sovyet cumhuriyeti başbakanı Bakırof ile görüşen Kürt heyeti, ticari-kültürel ve ekonomik bir takım anlaşmalar imzaladı. Sovyetler Kürdistan’daki sanayileşme ve kalkınma konusunda yardımcı olacak ve karşılıklı güven ve dostluk ilişkileri öteki alanlarda da geliştirilecekti.

Bu dönemde Kürt aydınları arasında bir örgütlenme düşüncesi de giderek güç kazanıyordu. 1942 yılında ilk kez “Komeli Jiyanewey Kurd (Kürtleri Yaşatma Örgütü)” adı altında yarı gizli bir örgüt kuruldu. Kısaca Jekaf denilen bu örgüt bir yıl gibi kısa bir dönemde hızla örgütlendi. Sadece mehabad’ta Komela’nın (Jekaf) 100’e yakın üyesi vardı. Örgüt , ilk ayında Nıştıman adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Örgüt demokratik bir yapıyla işliyordu ve seçilmiş bir lideri yoktu. Qadi Muhammed sonradan örgüte katıldı. Bu dönemde Komela’nın etkin girişimiyle Encumeni Ferhengi Kurdıstan ü Şorewi ( Kürdistan-sovyet kültürel topluluğu ) adlı bir kurum oluşturuldu.

1943 yılında Komela bir toplantı yaparak örgütün merkez komitesini oluşturmaya karar verdi. Komite seçildi. Demokratik olarak oluşturulan bu komiteye üç tane de örgüt kurucusu katıldı. Bu dönemde Mustafa Barzani ile de yakın ilişkiye geçildi. Coşkulu mitingler ve gösterilerin ardı arkası kesilmiyordu.

1944 te ise daha önemli bir gelişmeye tanık olundu. Komela ,Xoybün ve Hevi adlı üç Kürt örgütü “Peymani Se Sinor” (üç sınır antlaşması) denilen antlaşmayı düzenleyerek önemli bir karar aldılar. Bu antlaşma ile her 3 parçadaki Kürt örgütleri karşılıklı saygı ilkeleri içinde yardımlaşacak dayanışma içinde olacak ve güç birliğine önem vereceklerdi. Bu antlaşma bu yönüyle Kürdistan tarihinde yurtsever güçler arasındaki güç birliğinin iyi bir örneğini oluşturuyordu.

Mehabad’ta kültür ve sanat alanında da önemli gelişmeler vardı. Örneğin Dayki Nıştıman adlı bir opera hazırlanmış kitlelerin seyrine sunulmuştu. Opera çok başarılı olmuş ve kısa zamanda çok beğenilerek ulusal coşkunun artmasına neden olmuştu.

Kürt-sovyet en parlak dönemini yaşıyordu. Karşılıklı dostluk ilişkileri ve kültürel-ekonomik ilişkiler de giderek gelişiyordu. Kürt heyetleri sık sık sovyetlere gidiyor Kürdistan’ın karşı karşıya bulunduğu bir çko sorun karşılıklı görüşmeler yoluyla çözülüyordu. Yine sovyet azerbeyan’ının da katkılarıyla Tudeh ve Komela arasındaki ilişkiler ile Kürdistan ve İran azerbeycanı arasındaki ilişkiler de düzelme yoluna girmiş diyalog ve güç birliği süreci başlamıştı.

Burada vurgulanması gereken iki olay vardır:Birincisi Kürdistan’daki bu sıcak dalgalanma ve özgürlük ortamına dek henüz KDP kurulmamıştı. Ancak Komela dört yıl gibi bir süre içerisinde kendisini partiye dönüştürdü. Öte yandan özellikle Ormiye çevresindeki aşiretler otorite boşluğunu fırsat bilip çete haraketleriyle bir yağmaya girişmişlerdi. Kimi kaynaklara göre sayıları onbini geçen bu aşiret çeteleri İran askerlerinden arta kalan malları yağmalıyor,azeriler’e ait olan bir çok malı da gaspederek yüzkarası olaylara karışıyorlardı. Bu durum mehabad’taki yöneticileri rahatsız ediyor, Kürt-azeri ilişkilerini olumsuz etkiliyorlardı. O bölgede 1941 ağustos’ndan sonra yönetim ve denetim yerel ağaların ve aşiretlerin eline geçmişti. Adıgeçen aşiretler Ormiye ve çevresini kuşatmışlardı. Mehabad’taki yönetim ile aralarında sıcak bir diyalog yoktu. Merkezi hükümet ile aşiretler arasında sovyetler’in de katkısıyla görüşmeler başlar.Kürt aşiretlerinin isteklerinden biri de kendi bölegelerinde silah taşımalarının serbest bırakılması olmuştur. Ancak henüz Kürdistan cumhuriyeti ilan edilmediği halde merkezi hükümet tüm kırsal kesimlerde otoritesini yitirmişti.

Ulusal haraket giderek güçleniyor kitleler yeni bir yapılanmanın eşiğine giriyorlardı. Bu arada Tudeh Partisi de giderek güçleniyor Asadan ve İsfahan gibi yörelerde işciler ve köylüler arasında örgütleniyor,ilerici ve sol unsurları saflarında topluyordu. Aynı örgütlülük Kuzey İran’da Gilan ve Mazenderan’da sürüyordu.

1945 yılında bir Kürt heyeti önce Tebriz’e daha sonra da Bakü’ye bir ziyaret düzenleyerek Kürtlerin özerkliği konusunda görüşmeler başladı. Cafer Bakırof ile yapılan görüşmelerde Kürt sözcüler Kürdistan’da özerk bir cumhuriyet kurulması talebinde bulunarak sovyet ve azeri desteğini istediler. Bu görüşmeler sonucunda Kürtlerin bu talepleri sıcak karşılandı. Bunun üzerine Kürt heyeti Kürdistan’a döndü ve özerkliğin ilk aşaması olarak Kürdistan halkının bir parti kurması ve bu ortamdan başarılı bir biçimde çıkılması için demokratik bir parti kurulmasına karar verildi. Komela Merkez Komitesi tarafından 1945 yılına gelindiğinde yeni bir kararla İran Kürdistan Demokrat Partisi’nin ( İKDP ) kurulması kararlaştırıldı.

İ. Kürdistan Demokrat Partisi 16 ağustos 1945 yılında kuruldu. Partinin kuruluşu Kürt halkının mücadelesinde önemli bir aşama olmuştur. Artık kitleler Doğu Kürdistan’da bir öncü güce sahip olmuştu. Özellikle mehabad yöresinde partinin kuruluşu büyük bir coşkuyla karşılanmıştır.

İKDP ilerici demokratik bir kitle partisi olarak ortaya çıkmış her sınıf ve katmandan özgürlük ve demokrasi isteyen yurtsever demokrat ve demokrat insanları kucaklamıştır. Parti kuruluş aşamasında önemli görevleri önüne koymuştur. Şöyleki:

1-Halk kitlelerinin ulusal birliğini sağlamak ve yurtsever güçleri ortak bir program etrafında biraraya getirmek.

2-Anti-Faşit mücadele konusundaki genel tavra Kürt halkını örgütlü bir güç olarak öteki İran halkları ile ortak mücadele zemininde buluşturmak. Komela döneminde sağlanamamış olan halkların birlikte mücadelesi partinin öncülüğünde yeni bir anlayışın egemen olmasını sağlamıştır. Kürt olmayan İran’ın öteki ilerici demokrat örgütleri ile iyi bir dayanışma ve güçbirliğine büyük önem verilmiştir.

bir çok halkın anti-faşizm ve demokrasi gibi önemli mücadeleleri söz konusu iken, dünyadaki bu demokratik dönüşüme Kürt halkının da katkı sağlaması ve bu konuda üstüne düşeni yapması zorunlu bir görev olarak algılanıyordu.

3-Kürt halkının ulusal özgürlük ve kurtuluş özlemleri doğrultusunda İran halkının desteğini kazanmak meşrutiyet temelinde ve haklılık zemininde özgür Kürdistan için uluslararası dayanışma ve hoşgörüyü tesis etmek bu anlamda gerekenleri yapmak.

O dönemde dünyayı kana bulayan faşizm bölgeyi de etki altında tutmak istiyordu.. Kızılordu gittiği her yerde anti-faşist güçlerin desteğini kazanıyor Balkanlar’ı ve bölgeyi faşizm güçlerinden temizlemek için ilgili ülkelerin ilerici kesimlerinin güçbirliğine gereksinim duyuyordu. Her ülkede olduğu gibi İran halklarının ilerici kesimleri de bu dayanışmayı gösteriyordu.KDP de bunlar arasındaydı.
KDP kurulur kurulmaz programını açık bir ifade ile kitlelere ve dünyaya açıkladı. KDP’nin ilk programı şu maddelerden oluşuyordu:

1. İran’da Kürt halkı kendi ulusal ve bölgesel işlerini yürütebilmek için çzerk bir yönetim kurmalıdır.

2- Resmi dil Kürtçe olacak eğitim öğretim Kürtçe yapılacaktır.

3- İran anayasası hükümleri uyarınca Kürdistan’da tüm kamu işlerinin denetim ve kontrol hakkını kullanacak bir Yasama Meclisi oluşturulacak ve en kısa sürede seçimler yapılacaktır.

4- Tüm devlet memurları Kürtlerden atanacak memurlar Kürt olacaktır.

5- Kürdistan’dan toplanan vergi ve harçlar Kürdistan’a harcanacaktır.

6- KDP,Azerbeycan ve öteki azınlık halklarla iyi ilişkiler içinde olacak, samimi kardeşlik ilişkileri geliştirilecektir.

7- Parti halk kültürünü geliştirecek genel sağlık hizmetlerini yaygınlaştıracak tarım ve ticareti canlandıracak halkın kültürel ve ahlaki düzeyinin yükselmesine çalışacak ekonomik ekonomik durumu iyileştirici girişimlerde bulunacaktır.

Bu programın öngördüğü üzere artık Kürdistan’da özerk bir yönetim kurmak kaçınılmaz görünüyordu. Parti kısa sürede kitlelerin sıcak desteğini ve dayanışmasını sağlayarak maddi bir güç haline geldi. Bundan sonra programın yaşama geçirilmesi işi kalıyordu ki yavaş yavaş bu da sağlanacaktı.

KDP bu aşamada yayınladığı bir diğer genelge ile de partinin görüş ve amaçlarını açıkladı. Buna göre özgürlük ve eşitlik temelinde İran yönetiminden özerk ama İran sınırları içinde kalan bir cumhuriyet eğitim ve öğretimde ana dilde eğitimin gereği,tüm yönetsel ve sosyal sorunları çözmekle görevli bir Genel Vali ,tüm yönetici kadroların yerli halktan olması gereği çiftçiler ve büyük toprak sahipleri arasında bir uzlaşmanın sağlanabilmesi için her kesimin halklarının gücence altına alınması doğrultusunda bir anlaşma sağlanması Asuri ve Ermenilerin haklarının güvence altına alınması Kürdistan’daki doğal zenginliklerin değerlendirilmesi , Kürt halkının maddi ve manevi yaşamının düzenlenmesi için gerekli önlemlerin alınacağı açık bir biçimde ifade ediliyordu.

Kısacası tüm İran halklarının ilerlemesi ve mutluluğu için özgürlük koşullarında politik eylemlilik isteniyordu.

Bu program kısa olmasına karşın genel hatları ile Kürt halkının güncel istemlerine ve gereksinimlerine yanıt verebiliyordu. Başından beri parti “İran’a demokrasi Kürdistan’a otonomi” şiarını savuna gelmiştir. Bu istem kendi geleceğini özgürce belirleme hakkını özerklik çerçevesinde uygun görüyordu.

İ-KDP büyük ve en önemli kongresi olan 6.Kongresini kuruluşundan 38 yıl sonra Ocak 1984 yılında topladı. Kongre 1945 yılında hazırlanan parti programının tüm maddelerini aynen korudu.

KDP bu süre içinde belirlediği politik hedefler konusunda kararlı ve şaşmaz bir biçimde mücadele etmiştir. Bu durum partinin ulusal ve uluslararası düzeyde prestijinin yükselmesine neden olmuştur.

Parti bir sınıf partisi değildi, bu yüzden proleterya önderliğini savunmuyordu. Bu nedenle , toplumsal barışı ve uzlaşmayı uygun görüyor, toprak sahiplerinin varlıklarına dokunmayı ve zoralımını yerinde bir davranış olarak görüyordu. Ulusal birliğe en fazla ihtiyaç duyulan böylesi bir durumda her sınıf vee katmandan insanşların ulusal çıkarlar etrafında kenetlenmesi İKDP açısından gerekliydi.

Bugün dönüp geriye baktığımızda kuşkusuz programın eksik ve dar olduğunu görmek mümkündür. Fazla ayrıntılandırılmamış olan ilk program, o gün acil olarak kendini dayatan ulusal özgürlük istemine göre en kısa sürede şekillenmişti. Oysa ki daha geniş ve daha atak bir program yaşama geçirilebilmişti.

Parti programını Qadi Muhammed ve birkaç aydın hazırlamıştır. Qadi Muhammed Komela’ya ( JÊKAF ) girişinden sonra resmen olmasa bile fiili önder olmuştur. Öte yandan parti kısa zamanda tüm İran’da, Azerbaycan’da ve özellikle de Kürdistan’da büyük dalgalanmaların yaşanacağını önceden sezinliyordu ve kendini bu duruma hazırlıyordu. Parti kısa zamanda halkı psikolojik, kültürel, askeri ve politik bakımdan gelecekteki mücadeleye hazırlamaya çalışıyordu.

Doğrusu bu zorlu bir görevdi. Bir yandan merkezi hükümete karşı mücadele, öte yandan aşiretlerle uyum içinde davranma, topraksızlıkları ve toprak sahiplerini bir zeminde buluşturma, ayrıca öteki İran halkları ile Kürtler arasında barış, dostluk ve dayanışmayı sağlamlaştırma gibi ivedi ve yaşamsal konularda son derece başarılı girişimler sergilemiştir. Çağdaş ilkelerle donatılmış, demokratik işlevli bir kitle partisi olarak ortaya çıkmış İ-KDP, bugün de bu politik hedeflerinde kararlı davranmakta ve mücadelesini sürdürmektedir. 48 yıldır aynı inanç ve kararlılıkla yürüyen parti bu süre içinde birçok zorlu dönemden geçmiş, birçok seçkin üyesini mücadele yolunda yitirmiştir. Parti bugüne kadar üç genel sekreter ve birçok MK üyesini şehit vermiştir. Qadi Muhammed asılmış, Dr. Abdurrahman Qaımla, Evdıla Qadıri ve Fazıl Ahmed İranlı ajanlarca katledilmiş, sonraki Genel Sekreter Sait Şerefkendi ve iki MK üyesi de geçtiğimiz yıl içinde mücadele ve özgürlük yolunda şehit düşmüşlerdir. Ancak parti hala ayaktadır ve özgürlük için hala kararlı bir biçimde savaşım sürürüyor. Kuşku yok ki bu kavga demokratik İran ve özgür Kürdistan kuruluncaya dek te sürecektir.

İKDP, 160 gün gibi kısa bir süre içinde cumhuriyet ilanına dek gelişen çok önemli eylemler gerçekleştirmiştir. Öte yandan İran geneline yönelik olarak öteki halklarla, özellikle de Azerilerle ortaklaşa birçok kazanım elde etmiştir. Bu, partinin program esaslarında varolan görüşlerin yaşama geçirilmesi konusundaki kazanımlardır. Bu olay ve gelişmeleri şöyle sıralamak mümkündür:

1945 yılının sonbaharında Azerbaycan’daki gelişmeler, İKDP’nin Kürdistan’da iktidar olacağını gösteriyordu.

25 Ağustos 1945’te Azerbaycan’da “Fırkayi Demokrat” kuruluyor ve Tudeh’in yöredeki parti birimini içine alıyordu. Kısa sürede Azerbaycan’da işçi ve köylüleri silahlandırmak sureti ile mücadeleye katıyordu.

11 Aralık 1945 yılında Tebriz Kışlası Azeri fedailerin eline geçer. Bu durum Azerbaycan da ulusal hükümetin resmen iktidara el koyduğunun ifadesidir.

17 Aralık 1945’te ise Mehabad’taki son merkezi hükümet polisi yok edilir, silahlarına el konulur. Daha sonra Kürt halkı da resmen iktidara el koyarak silahlanır.

Bu, Kürdistan ordusunun şekillenmesinin başlangıcıdır. Parti bu olayı denetleyerek doğru bir kanalda yürümeye büyük önem vermiştir. Bu tarih, yani 17 Aralık, parti tarafından Ulusal Péşmerge Günü olarak ilan edilir ve hala da buna bağlı kalınıyor.

O günlerde Kürt halkı Kürdistan’da sosyal, politik ve askeri anlamda kendi yöntemini kurmakta kararlıdır ve kendisini, yaşamı yeniden yapılandırmaya hazır hissetmektedir.


İ-KDP, 50 yıla yakın mücadele tarihinde her döneme uygun mücadele yöntemlerini iyi bir biçimde tespit ederek, dönemlere denk düşen tavırlar geliştirmeyi başarmıştır. Doğrusu parti en parlak dönemine Dr. Abdurrahman Qasımla zamanında ulaşmıştır dersek yanlış olmaz. Bu yüzden, İran’daki Kürt halkının mücadelesinde, İKDP tarihinde ve Kürdistan halkının kurtuluş mücadelesinde Dr. Qasımlo’nın önemli bir yeri vardır. Bu yüzden, Kürt halkı onu yitirmekle çok büyük bir kayba uğradığını anlamıştır. Qasımlo, aydın, yurtsever, yetenekli ve önemli birikimlere sahip seçkin bir liderdi. O, 1979’da fiilen cephede özgürlük savaşında yerini almış ve bir péşmerge gibi kararlı ve korkusuzca savaşmıştır. Bu, barış ve özgürlük aşığı büyük önder, Kürt halkının yeniden dirilişine ve Kürt ulusal uyanışının ve haklı davasının uluslar arası zeminlerde tartışılmaya sunulmasına büyük katkılarda bulunmuştur.

İKDP, başından beri önemli ölçüde politik kadro sıkıntısı çeken bir partidir. İran Kürdistanı’ndaki kültürel ve sosyal düzeyin geriliği göz önüne alınırsa bunun nedeni ortaya çıkar. 1979-1983 yılları arasında İ-KDP’ye bağlı 40.000’e yakın silahlı insan vardı. Parti, bugün de geniş bir kitle tabanına sahiptir. Hala partizan savaşı sürdürmektedir. Kürt halkı da partiye son derece bağlıdır. Halkın çoğu vergilerini ve zekatlarını partiye vermektedir. Halk kitlelerinin gerçek hükümeti hala partidir ve partinin talimatları hala etkili ve belirleyicidir. İ-KDP’nin bu kitlesel desteğe sahip olabilmesi, onun, tarihindeki politik kararlılığın bir sonucudur.

Nihayet 1946’nın 23 Ocak’ına gelindiğinde, artık özerk Kürt cumhuriyetinin resmen ilan edilmesine sıra gelmişti. 23 Ocak 1946’da Mehabad’ta Çarçıra Meydanı’nda Mehabad Kürt Cumhuriyeti resmen ilan edildi.

Bu cumhuriyetin ömrü kısa sürdü.Neden nasıl ve niçin uzun süre yaşayamadığı konusunda çokça yazılıp çizildi.En tutarlı tespitleri Abas Weli yapıyor kanımca. Dolayısı ile bana söz düşmüyor.Bu yüzden bu yazı burada son buluyor.


yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
533124
Güvenlik kodu giriniz
: