Muhammed'in İslam'ı mı? Muaviye İslam'ı mı? Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Hüda KAYA

Hüda KAYA
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-04-06 - 00:00 - Bu yaziyi 941 kişi okudu.
Yazar: Hüda KAYA
E-mail: huda.kaya777@gmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

Muhammed'in İslam'ı mı? Muaviye İslam'ı mı?



Muhammed'in İslam'ı mı?      Muaviye İslam'ı mı? Tevhid ‘Birlemek’tir.

‘Bütün insanlar tarağın dişleri gibi eşittirler’ ifadesi ‘Tevhid’in kendisidir.

Tevhid’siz bir İslam olamayacağı gibi ‘Barış’ı anlamadan, İslam da anlaşılamaz.

Mana ve esprisine baktığımızda ‘Barış’ İslam’ın ta kendisidir.

Bir toplumda ‘İnsanlar tarağın dişleri gibi eşit olurda’ ‘Barış’ gerçek olmaz mı?

...

Tarih boyunca topluluklar şaşırıp, şımardıkça Allah’ın gönderdiği elçilerin ortaya koydukları hareketler hep ‘barış, adalet ve eşitlik’ hareketleri olmuştur.

İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed as. Peygamberler ve diğer elçilerin direniş ve hareketleri halklar arasında sınıf, statü, sermaye, siyasi, etnik veya ailevi ayrıştırıcı ve ötekileştirici hangi özellikler öne çıkmışsa, hep onlarla mücadele ettiklerini görmekteyiz.

Egemenler bütün dönemlerde elçilerin getirdikleri bu yeni düzene karşı “bizim atalarımızdan gördüğümüzü sen mi değiştireceksin?” demişlerdir.

Sahip oldukları imtiyazlardan, statü ve üst kimlik olan ekonomik veya etnik özelliklerinden taviz vermek ya da paylaşmak yani eşitlenmek istememişlerdir.

Kur’an’da peygamberin hataya düşme ihtimaline bile, ciddi ikazlar yapıldığını görüyoruz.

Bu çevreler, toplumun yalın ayaklılar, köle takımı, işçi takımı diye aşağıladıkları dar gelirli kesimleri ile birlikte görülmek, muhatap alınmak, aynı ortamlarda bulunmak istememişlerdir.

Peygamber döneminde toplumsal bir ilkenin uygulanması durumunda zengin evladı da fakir evladı eşit muameleye tutulmuştur. Bu eşit muamele elit ve statü sahibi olanlarının canını sıkmış ve kendilerine özel bir imtiyaz talep emişler, fakat Hz. Muhammed tarafından kesin olarak ret edilmiştir.

...

Dinin ve idarenin Emevileşerek saltanata dönüştürülmesi ve din adına egemenlikler oluşturulması ile beraber peygamberin pratik olarak gerçekleştirdiği sosyal adalet ve eşitlik ortadan kaldırılmış eski cahili imtiyazlar tekrar canlandırılmıştır.

Korunurluk statüsüne sahip olan Kur’ani ilkeler yani vahiy ile bu sosyal adalet ve eşitlikler elimizin altındadır.

Her gün okunan ve indirilen hatimler ile ‘En çok okunan ama en az anlaşılan bir kitap’ olma özelliğine sahip olan kitabımız Kur’an anlaşılabilmiş olsaydı böylesine barışa ihtiyaç hisseden bir toplum olabilir miydik?

Dindarlığın yeryüzünde arttığı ama aynı zamanda ‘Adaletsizlik ve eşitsizliğin arşı titrettiği’ günümüzde hangi dinin mensupları olduğumuzu bir kez daha düşünmemiz gerekmiyor mu?

Nerede yanlış yaptık?

Hangi dine inanıyoruz?

Muhammed’in İslam’ına mı?

Muaviye İslam’ına mı?

yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
244347
Güvenlik kodu giriniz
: