Devletin kendisi kaç Bucak ailesi ediyor? Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

Hüda KAYA

Hüda KAYA
yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-01-06 - 00:00 - Bu yaziyi 921 kişi okudu.
Yazar: Hüda KAYA
E-mail: huda.kaya777@gmail.com
Yazarın: Tüm Yazıları

Devletin kendisi kaç Bucak ailesi ediyor?



Devletin kendisi kaç Bucak ailesi ediyor? Sevgili dostum!

Yazdıklarında iç feryadını gördüm ve her birimiz farklı acılarla sınanmış olsak da senin acını birebir anlayabilir miyim? Tabi ki değil. Anlamaya çalışırız belki ama hiç kimse, diğerinin iç yangınlarının boyutunu kestiremez bile.

Senin yazını okuyunca şaşırmadım desem yalan. Şaşırdığım yön; çıkar, rant vd değil. Ciddi ilkesel (ilkeli olmayı, topluluktan ziyade, kişinin kendinde olmasını etkili bulurum) bir duruşa sahip değilsek insan olarak, nerede olursak olalım bu zaafların olmaması mümkün değil gibi.

Her yapının eksiklikleri, yanlışları kesinlikle sorgulanıp yargılanmalı. Başımıza ne geliyorsa şahısları ve yapıları kutsadığımız temelinden değil midir?

Bizlere dışarıdan bakan (tabi şimdi değil) bunlar Müslüman- hacı -hoca, namaz kılıyor- gibi referanslar ile ‘yalan söylemezler, hırsızlık etmezler’ denirdi bir zamanlar. Şimdi geldiğimiz duruma bak.

Hz.Süleyman’ın asası gibi içimizden çürüdük ve iflah edeceğimiz de yok bu gidişle.

Diyarbakır gibi sizlerin topraklarınızda da ne kadar ilkesel temelli bir hareket görünüyorsa da her ortamın çıkarcı ve rantçıları olmaz mı? Tarih boyunca olmuştur ve olacaktır.

Bucak ailesi ile görüşüldüğünü biliyordum.

Bucak ailesi ile görüşülmesine üzülmeni, incinmeni, hüznünü anlarım da bu denli temelden ret edici kızgınlık ve veryansını bir yere koyamıyorum.

Sevgili arkadaşım!

40 yıllık bir savaş, acılar bitsin artık kan akmasın diye neredeyse içimizde de hain muamelesi görecek kadar tepkilere maruz kalırken, insanların, acılarına yeni acılar eklenmesin, ne dağda, ne kışlada yine gençlerimiz hayatlarının baharında toprağa düşmesin diye anlatmaya çalışıyoruz. Ne garip ki anlatmaya çalıştığımız insanlar da genellikle zulüm yapanların tarafında olanlar.

Ah sevgili dostum bu toprağın insanları; Kürtleri, Alevisi, Ermenisi, Süryani, Çerkes vd. halklar olarak; 80 yıldır kendilerine kıyan, evlerini, yuvalarını dağıtan, yurtlarından süren bu katil sistemin kendisi ile barışıp birazcık gün yüzü görmek için nelere katlanıyor. Tecavüzcü, katil, hırsız, eşkiya bir sistem ile barışmaya, barıştırılmaya çalışılırken, Bucak ailesi de kim oluyor dememe gerek var mı bilmiyorum.

Acın ve hassasiyetin için yerden göğe haklısın ve senin gibi binler var acılarını yüreğine gömmeye çalışan. Roboski’li Emine’yi dün Yalova’daki konuşmamda da örnek vermiştim. Evladına ve köyünün 34 gencine kıyan devletin askerleri, köyün yakınlarında araçları kaza yapınca, medyaya düşen o görüntü içime işlemişti.

O görüntünün aslında barış ödülü falan alması gerekiyordu ya neyse. Yaralı askerin başını kucağına almış, ağlıyor yardım ediyordu. Dağ gibi acısı ile beraber bir genç daha gitmesin diye. Kiminle görüşürsem görüşeyim ki burada bunu yapan tek ben değilim. Acıyı derinden yaşamış, bir yakınını kaybetmiş ve bu topraklarda yaşamaktan başka seçeneği olmayan kadın ve erkekler, istisnasız barış istiyorlar. Huzur, güven istiyorlar. Karşılarındaki ceberrut sistemin bütün sabıkaları ortada olsa da, artık halkların kendisi, bütün bunlara rağmen barışa sahip çıkmaya çalışıyorlar. Şimdiye dek hiç olmadığı kadar, zalim olan değil, mazlum olan barışın taraftarlığını yapıyor. Artık yüzleşmeyelim mi sevgili arkadaşım? Burada hiçbirimiz başka babaların, evlatların ölmesini istemeyiz biliyorum. İçin kanaya kanaya katilin elini tutmak zorunda kalmak...

Malesef büyük bir halk kesimi yıllardır bunu yapmaya çalışmış ama biz şurada bir kaç yıldır fark ettik bunları.

Peygamberin vahşiyi affetmesini hatırladım da şimdi. Hiç söylemedim şimdiye kadar ama yazmak geldi içimden. Senin gibi yanı başında vurulan bir faili meçhul değil belki ama acının nasıllığı değil onu büyüten . Kızımın ölümüne sebep olan şöförü affederek hapisten çıkmasını istemiştim. En yakınlarımın olanca tepkisine rağmen. Evladının parçalarını battaniye ya da eteğinin içine toplayan anneler ‘her şeye rağmen barış’ diye haykırdıkları bir zamanda benimki de öylesine işte.

Sadece Türkiye’de değil, bütün bir yeryüzünde insanların birbirleri ile kucaklaştığı, artık kan akmadığı günleri yürekten diliyorum.

İnanıyorum da.

Sevgiler...

yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
322478
Güvenlik kodu giriniz
: