Devletin Bir Hücresi Olarak Aile Haberi
Batman'ın En Büyük Şehir Portalı'na Hoş Geldiniz...
giris

yazdır
paylaş
yorumlar
 
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eklenme Tarihi : 2014-02-18 - 00:00 - Bu yaziyi 824 kişi okudu.
Yazar:
E-mail: konuk@batmanliyiz.biz
Yazarın: Tüm Yazıları

Devletin Bir Hücresi Olarak Aile

Aile, devletin en küçük birimidir, devlet yapılanmasının mikro düzeyde yaşam bulmasıdır. Aileyi devletin bir hücresi olarak ele almak gerekir.

Devletin Bir Hücresi Olarak Aile

Devletin, toplum aleyhine bir yapılanma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Devlet demek özgürlüklerin kısıtlanması demektir. Adı ne olursa olsun farketmez. Her devlet varlık yapısı gereği baskıcıdır. İster adı "Kürdistan", ister başka birşey olsun fark etmez. Her devlet baskıcıdır ve özünde aynıdır. Bir devlet yıkıldığında yerine gelen yeni devlet de baskıcı olur, özgürlük karşıtı olur, demokrasiyi sınırlayan bir yapıda olur. Neden? Çünkü devlet ile demokrasi birbirinin karşıtıdır. Bundan dolayı "ne kadar çok devlet o kadar az demokrasi, ne kadar az devlet o kadar çok demokrasi" diyoruz.

Devletin en küçük yapısıolan aile de mevcut haliyle toplum yapısına aykırı, anti-özgürlükçü bir karakter taşıyor. Ancak, nasıl ki devletin yıkılması gibi bir amaç taşımıyorsak, ailenin de ortadan kaldırılması gibi ütopik bir amaç peşinde değiliz. Bunun imkanı da yok. Bu gibi ontolojik kurumların ortadan kalkması ancak evrimsel süreçle gelişebilir. Ancak çağımızda böyle bir şeyin esamesi bile okunmamaktadır. Niyetim devletten ziyade aileyi ele almaktır. Ancak birbirini besleyen kurumlar olması nedeniyle bu kıyaslamayı yapmayı uygun gördüm. Tıpkı devlet kurumu gibi aile kurumunun da yıkılmasının hayal olduğunu dile getirdik. O zaman aileye dair yapılması gereken nedir? Mevcut haliyle aile, tıpkı devlet gibi baskıcıdır, anti-özgürlükçüdür; ailenin tüm bireyleri (tıpkı devlette olduğu gibi) otorite sahibi olmak istiyor, iktidar olmak istiyor. Aile fertleri arasındaki ilişki abi-kardeş, baba-çocuk, anne-baba(karı-koca), erkek-kız arasındaki ilişki ve bu ilişkinin özü asıl olarak iktidar ve hiyerarşiyi yansıtır. Bu haliyle aile, toplum yapısına en büyük aykırılık konumundadır. Çözüm, aileyi demokrasiye duyarlı hale getirmektir. Kürt Özgürlük Hareketi nin verdiği mücadele devleti demokrasiye duyarlı hale getirmek içindir. Aileyi de böyle bir çerçevede ele alarak demokratikleştirmek, eşitlik temelinde özgür aile yaşamını sağlamak temel amaç olmalıdır. Bunu da ancak devrimci özgür birey yapabilir.

Teorik olarak basit görülebilir ama iş teoriyi yaşama geçirmeye gelince ufak bir değişiklik bile yılları alabiliyor. Çünkü binyılların tekrarlanan gelenekleri bütün hücrelerimize sirayet etmiş durumda.Albert Einstein "alışkanlıkları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur" diyor. Tüm topluma yansıyan kaba, gerici, feodal, eril(erkek egemenlikli) anlayışlar binyılların tutuculuğuyla toplumda bir yaşam biçimi, bir ahlak anlayışı halini almıştır. Çarpık ahlak, çarpık namus anlayışları sanki olumlu birşeymiş gibi ele alınarak mutlak doğrular olarak görülüyor. Bunlar da en fazla ailede yaşam bulan temel toplumsal özelliklerdir. Bundan ötürü bir aileyi dönüştürmek çok zordur, ancak bu dönüşümü yapmak özelliklerinden dolayı şarttır.

Yukarıda bu değişim-dönüşümü yapacak olanın kendisini düşünsel olarak özgürleştirmiş olan birey olduğunu belirttik. Ancak, kendinde bir değişimi gerçekleştirmeden, düşünsel özgürlüğünü elde etmeden, henüz kendisi özgür olmamışken bu değişimi nasıl gerçekleştirebilir? Bunun bir gerçekliği olmaz. Devrimci düşünceyle yeni tanışmış bir birey duyduğu birkaç söz, okuduğu birkaç kitapla hemen kendisini değişmiş sayıyor ve kendisini bir anda "dünyayı kurtaracak adam" gibi görüyor. Açık ki toplumda ve toplumun en küçük oluşumu olan ailede değişimi gerçekleştirmek için önce kendimizde, düşünce dünyamızda özgürlüğü gerçekleştirmeliyiz. Kendi kendimize bile yetmiyorken nasıl bir aileyi, bir toplumu, bir ülkeyi özgürleştireceğiz? Bu değişimi neye göre, hangi paradigmaya göre yapacağız? Bu amaca ulaşmada doğru yol ve yöntemler nelerdir? Tüm bu soruların cevabı bizi kendi çözümümüze ulaştıracaktır.

Aileyi demokrasiye duyarlı kılmak, baskıcı yapısından arındırmak elbette çok zordur. Bin yılların alışkanlıklarıtoplumun hücrelerinde kangrenleşmiş hastalıklara dönüşmüş durumda. Çarpık ahlak ve namus anlayışları ve dogmatizmin tüm bireylere sirayet etmiş olması bu değişimin kolay olmayacağını gösteriyor. Ancak özgür bir yaşamı inşa etmek istiyorsak, bu değişimi gerçekleştirmeliyiz. Aileyi anti-özgürlükçü yanından arındırdığımızda ve demokrasiye duyarlı hale getirdiğimizde doğal olarak makro-aile olan devleti de demokrasiye duyarlı hale getirmiş oluruz. Bu değişimi yaparken tümden redçi olmak yerine, eskinin doğruşlarını yeninin doğruları ve güzellikleriyle sentezlemek gerekir.


yazdır
paylaş
yorumlar
yorum ekle
Google

Facebook Ziyaretçi Yorumları

    Sitemiz Ziyaretçi Yorumları

  • Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
yorum ekle
İsminiz
:
E-Mailiniz
:
Yorumunuz ()
:
Güvenlik kodu
:
543178
Güvenlik kodu giriniz
: